Preprotetik cerrahi (protez öncesi cerrahi) total ya da parsiyel protez yapımı öncesi hastanın cerrahi olarak hazırlanması operasyonlarını içerir. Bu operasyonların çoğu yapılacak olan protezlerin yumuşak dokulara daha iyi oturmasını ve fonksiyon olarak da daha uygun olmasını sağlamayı amaçlar.
1970li yılların sonlarına doğru, implant destekli protezlerin başarısı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştı. 1990 lı yıllarda implantolojide, distraksiyon osteogenezi ve yönlendirilmiş doku rejenerasyonu, günümüz rekonstrüktif ve preprotetik cerrahisinin başarısını önemli ölçüde arttırdı. Böylece, protez yapımı için uygun olmayan hasta ağızlarında bile, günümüz imkanları ile, fonksiyonel ve estetik olarak hastaları tatmin edecek protezler yapabilme imkanı doğdu.
Günümüzde preprotetik cerrahinin amacı; kemik ve yumuşak dokuda daha fazla yıkıma neden olmadan, yapılacak protetik tedaviyi destekleyecek ve korunmasını sağlayacak fonksiyonel biyolojik yapıları korumaktır. Bu biyolojik yapılar, fonksiyonu yeniden sağlamış, stabil durabilen, çevre dokuları koruyan, estetik olarak tatmin edici protezlerin yapılmasına uygun imkan sağlar.
Dişsiz Hastalarda Alveol Kemiğinin Özelliği
Alveol kemiği, bütün dişleri çekilmiş hastalarda, fonksiyonel kuvvetlere yanıt verir. Geleneksel total ya da parsiyel protez yapımı, bu alveol kemiğinde zamanla erimeye(rezorpsiyon) neden olur. Bu erime, alt çenede üst çeneye göre daha hızlı ve fazla miktardadır.

Osteoporoz, endokrin bozuklukları, böbrek bozuklukları, beslenme yetersizlikleri gibi sistemik faktörler, alveol kemiğindeki bu erimeyi hızlandırmada önemli rol oynar. Ayrıca, çene fonksiyonları, damarsal değişiklikler, yanlış uygulanmış protezler, daha önce yapılmış cerrahi uygulamalar gibi lokal faktörlerde bu erimede etkilidir.
Alveol kemiğindeki erimeyi etkileyen faktörler bilinmesine rağmen, bu erime oranı bireyden bireye de önemli farklılıklar gösterebilmektedir.
Dişsizliğin Fonksiyonel Etkileri
Dişlerde ve buna bağlı olarak da fonksiyonda meydana gelen kayıplar, alt ve üst çenenin ilişkisini bir çok yönden etkilemektedir. Alt yüz yüksekliğindeki kayıplar, geleneksel total protez yapımı için gerekli alveol kemiği desteğini azaltır, kas ve yumuşak dokudaki değişiklikler, yumuşak dokudan destek alan protezlerin stabilitesinde azalmalara ve hastanın bu protezleri kullanması sırasında zorluklara neden olur.
Preprotetik cerrahi operasyonlarının amaçları;
- mevcut patolojik oluşumları elimine etmek
- enfekte olmuş dokuları tedavi etmek
- bozulmuş alt ve üst çene ilişkilerini tekrar düzenlemek
- alveol kemiğini korumak (yükseklik, genişlik, uzunluk olarak)
- yeterli keratinize diş eti dokusu oluşturmak
- kemik ve yumuşak doku undercutlarını ortadan kaldırmak
- yeterli vestibüler derinlik kazanmak
- alt çenede olası patolojik çene kırıklarının önüne geçmek
- alveol kemiğini onley greft, kortikokanselöz augmentasyon, sinüs lifting ya da distraksiyon osteogenezi gibi metodlarla yeniden kazanmak
- tatmin edici bir yüz estetiği kazandırmak
Sistemik Durum
Preprotetik cerrahi operasyona hazırlanan hastanın sistemik geçmişi önemlidir. Bununla birlikte daha önce yapılmış başarılı ya da başarısız protezlerde dikkate alınmaktadır. Hastanın metabolik rahatsızlıkları, böbrek fonksiyon yetersizlikleri, Vitamin D yetersizliği dikkate alınır.
Preprotetik Cerrahi Operasyonlar
Kemik Greftleri
Protez yapımı öncesi herzaman çenelerde uygun miktarda kemik hacmi ve yoğunluğu ile karşılaşılmaz. Bu durumda kemik nakilleri, kemik attırma tekniklerine başvurulur. Çene cerrahisindeki gelişmelerin en önemlilerinden biri de bu uygulamaların kolaylaşması, hızlanması ve güvenliğinin artmasıdır.
En yaygın kullanılan kemik grefti tipi, otojen (hastanın kendi vücudundan alınan kemik greftleri) tiptir. Bu greftler hastanın kendisinden alındığı için vücudun kabul etmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Otojen greft alımı için ağız içinde en uygun bölgeler, alt çenenin ucu(symphis), arka bölgesi(ramus), üst çenenin arka bölgesi(tüber) ve zigomatik kemiklerdir. Ağız dışında da iliak (kalça) kemikten ve kranial (baş) bölgeden kemik alınarak rekonstrüktif tedaviler yapılabilmektedir.
-