Çene Kemiği Kistleri
Kistler genellikle bağdokusunda oluşan embriyolojik epitelyum artıklarından kaynaklanan içi sıvı dolu kitlelerdir. Çok yavaş büyüme gösterirler ve büyümeleri ekspansif şekilde yani genişleyerek ve çevre dokuları iterek gerçekleşmektedir. Kistler genellikle semptom vermezler, radyolojik muayene sonucu rastlantı bulgusu olarak ortaya çıkarlar yada yüzde şişlik meydana getirecek kadar büyürlerse şişlik olarak ortaya çıkabilirler. Kistler gelişimsel kaynaklı ve inflamatuar kaynaklı olmak üzere iki kısımda incelenirler. Gelişimsel kistler ise odontojen (diş kaynaklı) yada non-odontojen (diş kaynaklı olmayan) olmak iki gruba ayrılırlar.
I-Gelişimsel Kistler:
A)Odontojen Kistler:
- Gingival kistler
- Keratokistler
- Foliküler kistler
- Erüpsiyon (sürme) kistleri
- Lateral periodontal kistler
- Glanduler odontojenik kist
B)Non-Odontojen Kistler:
- Nasopalatin kanal kisti
- Nasolabial kistler
- Globülomaksiller kistler
- Median palatinal kist
- İnsiziv kanal kisti
II-İnflamatuar Kistler:
- Radiküler kistler
- Residüel kistler
Kistlerin arasındaki ayrım radyolojik ve klinik bulgularla beraber patolojik muayene sonucu belirlenmektedir. Tedavi yöntemleri kistlerin büyüklüğüne göre değişmektedir. Çok büyük kistlerin görüldüğü vakalarda öncelikle kistlerin hacminin küçültülüp sonra bulunduğu bölgeden çıkarılması en doğru tedavi şeklidir. Elbette kist çıkarıldıktan sonra dokuda kalan defekt için rekonstrüktif yöntemler uygulanarak dokunun yapısal bütünlüğü tekrar sağlanmaktadır.
Çene Kemiği Tümörleri
Ameloblastom
Çene kemiklerindeki odontojen(diş kaynaklı) tümörler arasında en sık rastlanandır. Embriyolojik diş kavsi epitelinden kaynaklanır. Genelde klinik belirti göstermez. Radyolojik raslantı bulgusu olarak ortaya çıkar. Lezyon büyüdükçe kemikte kabarma ve ender olarak ağrı gözlenir. Normalde iyi huylu bir tümör olmasına rağmen yayılım yapma ve tekrarlama olasılığı vardır.
Ameloblastom Tedavisi
Ameloblastom tedavisinde lezyonun tamamen çıkarılması gerekmektedir. Azda olsa lezyonun kötü huylu olma ihtimali vardır. Lezyonun büyüklüğüne bağlı olarak, hastane şartlarında genel anestezi altında hastalığın tedavisi gerekebilir. Lezyon çıkarıldıktan sonra bölgenin rekonstrüksiyonu da planlanmalıdır.
Fibrom
Oral fibromlar ileri yaşlarda yavaş olarak gelişen tümörlerdir. Genel olarak sert olmakla beraber yumuşak olanlarına da rastlanabilir. Yüzeyi düzgün mukoza ile örtülü olan kitleler geniş tabanlıdır. Tedavisi kitlenin tamamen kesilip çıkarılmasıyla sağlanmaktadır.
Osteom
Hacim artışı ile dikkati çeker. Üzeri düzgün mukoza ile örtülü, sonradan maksimal boyuta ulaşan semptom vermeyen kitlelerdir. Sağlam kemikle olan sınırları genellikle belirgin değildir. Çene veya fasiyal dokularda önemli deformiteler oluşturabilecek boyutlara ulaşabilirler. Tedavi yöntemi olarak osteotomi veya nerede konumlanmışsa ona göre çenenin rezeksiyonu yapılmaktadır. Daha sonra defekt bölgesinin rekonstrüksiyonu planlanmaktadır.
Dev Hücreli Granulom
İyi huylu bir tümöral oluşum olmakla beraber dişetinde hacim artışı ile belirti gösterir. En çok uzun kemiklerde rastlanmaktadır. Bulunduğu bölgedeki ağız mukozasında genellikle bir iltihabi hadise mevcuttur. Meydana gelen şişlik yüzde asimetriye neden olabilir ve ağrıya neden olmayabilir. Tedavisi granülomun tiplerine göre değişkenlik göstermektedir. Bazı durumlarda tekrar oluşmasını engellemek için diş çekimi gerekebilir.
Ağız Kanserleri
Ağız ortamı, meydana gelebilecek değişikliklerin kolayca farkedilebileceği bir ortam olması, ağız kanserlerinin erken aşamalarda teşhis edilebilme ihtimalini arttırmaktadır. Bireylerin kendi kendine yapacakları muayene, hastalığı ilk aşamada teşhis edip uygulanacak tedavinin başarı şansını arttırabilmektedir.
Ağız Kanserlerine Neden Olabilecek Faktörler
Araştırmalar, kanser ihtimalini arttırabilecek birçok faktör olabileceğini göstermiştir. En yaygın nedenlerden biri alkol ve sigara kullanımıdır. Zayıf ağız hijyeni, uyumu kötü olan protezlerin irritasyonu, dişlerin yüzeyindeki pürüzlü noktalar, kötü beslenme, kronik enfeksiyonlar ve bu nedenlerin kombinasyonu olabilmektedir.
Araştırmalar, sigara içenlerin ağız kanserlerine bağlı ölüm ihtimallerinin, içmeyenlere göre 4 kat fazla olduğunu göstermiştir. Pipo ya da sigaraya bağlı oluşan ısının neden olduğu irritasyon, ağız dokularını irrite edip dudak kanserlerine de neden olabilmektedir.
40 yaşın üstünde, alkol ve sigara tüketimi fazla olan bireyler, ağız kanserleri için en yüksek risk grubunu oluşturmaktadır.
Ağız İçi Muayene
Bireyin kendi kendine her ay yapacağı ağız içi muayene, ağız kanserlerinin erken teşhisini sağlayabilir. Bireyin yüksek risk grubunda olması -sigara ya da alkol bağımlıları- ayrıca düzenli olarak doktor kontrolünde olma ihtiyacını arttırır.
Ağız içi muayenede;
- varsa eğer, protezler çıkarılır
- dudaklar ve dilin iç kısmı incelenir
- ağız tabanını inceleyebilmek için, baş hafifçe arkaya doğru yatırılır
- dil dışarı çıkarılır ve tüm yüzeyleri incelenir
Erken Teşhis Tedavi Şansını Arttırır
Ağız dokularını incelerken dikkat edilmesi gerekenler;
- beyaz lezyonlar(lökoplaki vs.)
- kırmızı lezyonlar(eritroplaki vs.)
- iyileşmeyen ve kolayca kanayan yaralar
- görünümü normal olmayan parçalar veya kalınlaşmış ağız dokuları
- kronik boğaz ağrıları
- çiğnemede ve yutkunmada zorluklar
- boyunda oluşan kütleler
Bu semptomlardan herhangi birinin varlığında, en kısa zamanda maksillofasiyal cerraha görülmesi, hastalığın erken aşamada teşhisini sağlayacak ve tedavisini kolaylaştıracaktır. Bu semptomlara baktıktan sonra, eğer doktorda herhangi bir kanser varlığından şüphe ederse, o bölgeden biyopsi almak isteyebilir. Biyopsi, şüphelenilen herhangi bir dokunun bir kısmının ya da tamamının, özel yöntemler kullanılarak alınması ve mikroskobik inceleme patoloji raporlarına gönderilmesi işlemidir. Biyopsi raporu, sadece durumun teşhisi için değil, aynı zamanda uygulanacak olan tedavinin şeklinde de belirleyici faktördür.
Ağız vücudun en hızlı tepki veren organlarındandır ve unutulmaması gerekir ki, şüpheli herhangi bir kitle kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Hastalığın tamamiyle tedavi edilebilmesi için erken teşhis, en önemli faktör olabilmektedir.